İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Kalıcı Yasal Düzenleme Çağrısı: “Yapı Kayıt Belgesi Mağduriyetleri Çözüm Bekliyor”
İmar Barışı, Yapı Kayıt Belgesi iptalleri, kırsal imar planlarındaki eksiklikler ve yıkım kararları, çok sayıda vatandaşın barınma ve mülkiyet sorunlarını yeniden gündeme taşıyor. İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yaşanan sorunların münferit davalarla çözülemeyeceğini belirterek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kapsamlı ve kalıcı bir yasal düzenleme yapılması çağrısında bulundu.
İmar mevzuatından kaynaklanan sorunların yalnızca yapı sahiplerini değil, kırsal bölgelerde yaşayan aileleri, miras yoluyla taşınmaz sahibi olan vatandaşları ve kent çeperlerinde bulunan yapıların sakinlerini de etkilediğine dikkat çekiliyor. Derneğin gündeme getirdiği başlıca konular arasında Yapı Kayıt Belgelerinin iptali, imar planlarının tamamlanmaması, yıkım kararları, idari para cezaları ve temel altyapı hizmetlerine erişim sorunları yer alıyor.
Yapı Kayıt Belgelerinin iptali hukuki belirsizlik tartışmalarını beraberinde getiriyor
2018 yılında hayata geçirilen İmar Barışı kapsamında çok sayıda vatandaş başvuru yaparak gerekli ödemeleri gerçekleştirdi ve Yapı Kayıt Belgesi aldı. Ancak sonraki yıllarda yapılan incelemeler sonucunda bazı belgelerin iptal edilmesi, hak sahiplerinin hukuki durumunu tartışmalı hâle getirdi.
İmar Yasasına Takılanlar Derneği, vatandaşların başvuru sırasında yürürlükte bulunan kurallara güvenerek hareket ettiğini belirterek, sonradan yapılan değerlendirmelerle ortaya çıkan mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini savunuyor.
Sürecin önemli başlıklarından biri de uygulama esaslarının belirlenmesi ve hukuki güvenlik ilkesi. Dernek, düzenlemelerin zamanında yapılmamasının ve uygulamadaki belirsizliklerin vatandaşlar açısından ciddi sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.
Kırsal mahallelerde imar planı eksikliği sorunu
6360 sayılı Kanun ile köylerin önemli bir bölümünün mahalle statüsüne geçirilmesi, kırsal yerleşimlerde imar uygulamalarına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.
Kırsal yaşamın ihtiyaçlarına göre inşa edilen ahır, samanlık ve benzeri yapıların ruhsatlandırılması konusunda yaşanan güçlükler, köyden mahalleye dönüşen yerleşimlerde önemli bir sorun alanı oluşturuyor.
Dernek tarafından dile getirilen eleştirilerde, kırsal mahallelerin özelliklerini dikkate alan imar planlarının hazırlanmasındaki gecikmelerin vatandaşların yasal yapılaşma imkânlarını sınırlandırdığı ifade ediliyor.
Hacıoğlu’nun temsil ettiği kesimlerin çözüm beklediği konular arasında, kırsal mimariyi ve tarımsal faaliyetleri gözeten, uygulanabilir ruhsatlandırma ve planlama modellerinin geliştirilmesi de bulunuyor.
Yıkım kararları ve idari para cezaları vatandaşları endişelendiriyor
Yapı Kayıt Belgesi iptal edilen veya bu belgeye başvuramayan bazı yapı sahipleri, yıkım kararları, idari para cezaları ve imar kirliliğine neden olma suçlamasıyla yürütülen adli süreçlerle karşı karşıya kalabiliyor.
Özellikle uzun yıllardır kullanılan, vergilendirme ve adres kayıt işlemleri bulunan yapıların hukuki durumunun nasıl değerlendirileceği, tartışmanın önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
Dernek, her yapının kendi özellikleri ve hukuki durumu çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savunurken, planlama ve mevzuat eksikliklerinin doğrudan vatandaşların sorumluluğuna yüklenmemesi gerektiğini vurguluyor.
Elektrik, su ve doğalgaz abonelikleri de gündemde
Ruhsat veya geçerli yapı belgesi bulunmaması nedeniyle bazı yapıların elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerinde sorunlar yaşadığı belirtiliyor.
Bu durumun özellikle çocuklu aileler ve kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlar açısından yaşam koşullarını zorlaştırdığına dikkat çekiliyor. Dernek, yapıların hukuki durumuna ilişkin sorunlar çözülürken temel altyapı hizmetlerine erişim konusunun da bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını istiyor.
Hisseli tapular ve hobi bahçeleri için çözüm beklentisi
Miras yoluyla edinilen hisseli taşınmazlarda ifraz kısıtlamaları ve ruhsatlandırma şartları, bazı vatandaşların kendi mülkiyetindeki arazilerde yapılaşma konusunda güçlük yaşamasına neden oluyor.
Öte yandan pandemi döneminde yaygınlaşan hobi bahçeleri, küçük ölçekli yapılar ve konteynerler de imar mevzuatı çerçevesinde tartışılmaya devam ediyor.
Dernek, küçük ölçekli barınma ve tarımsal kullanım ihtiyaçları ile mevzuata aykırı yapılaşmanın ticari amaçlarla gerçekleştirilmesi arasında ayrım yapılması gerektiğini savunuyor. Bu kapsamda, arazi kullanımının niteliğini ve yapıların özelliklerini dikkate alan düzenlemelerin önemine işaret ediliyor.
“Yıkım dışında alternatif çözümler de değerlendirilmeli”
İmar Yasasına Takılanlar Derneği, mülkiyet hakkı, hukuki güvenlik, ölçülülük ve orantılılık ilkelerinin idari uygulamalarda gözetilmesi gerektiğini belirtiyor.
Derneğin çözüm önerileri arasında şartları uygun yapıların planlama yoluyla mevzuata uyumlu hâle getirilmesi, kırsal imar düzenlemelerinin tamamlanması, hukuka aykırı olduğu tespit edilen işlemlerin yeniden değerlendirilmesi ve gerekli durumlarda vatandaşların yaptığı ödemelere ilişkin hukuki çözümler geliştirilmesi bulunuyor.
Bu yaklaşım, her yapının otomatik olarak yasallaştırılması anlamına gelmiyor. Yapı güvenliği, tarım alanlarının korunması, çevre düzeni ve kamu yararı gibi unsurların da değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
TBMM’ye kalıcı yasal düzenleme çağrısı
İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu’nun gündeme taşıdığı sorunların temelinde, mevcut mevzuatın farklı durumlar karşısında ortaya çıkardığı uygulama güçlükleri ve hukuki uyuşmazlıklar bulunuyor.
Dernek, sorunun yalnızca bireysel başvurular ve mahkeme süreçleriyle çözülemeyeceğini belirterek TBMM’nin kapsamlı bir yasal düzenleme yapması gerektiğini savunuyor.
Beklentiler arasında kırsal yerleşimlerin ihtiyaçlarını gözeten imar planlarının hazırlanması, Yapı Kayıt Belgelerine ilişkin uyuşmazlıkların adil ölçütlerle incelenmesi, mülkiyet ve ruhsatlandırma sorunlarının giderilmesi ve vatandaşların mağduriyetlerini azaltacak geçiş hükümlerinin oluşturulması yer alıyor.
İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nin çağrısı, yapı güvenliği ve kamu yararı korunurken vatandaşların mülkiyet hakkını, barınma ihtiyacını ve hukuki güvenliğini birlikte gözeten, açık ve uygulanabilir bir yasal çerçevenin oluşturulması yönünde şekilleniyor.

